-

 

 

ZEN YOLU  (Kendi Özünü Görmek)

 

 

 

Zen çok özeldir, Çünkü bilincin çok sıradan bir durumudur. İşte bu zenin özelliğidir. Zen’in dünyasına hem çok özel hem de çok sıradan denilebilir. Dışardan bakıldığında bu bir çelişki gibi görünür. İçeriden bakıldığında ise herhangi bir çelişki yoktur. Bu çok basit bir olgudur. Bir gülün bir lotusun, bir tutam çimenin özel olma çabası yoktur. Bir tutam çimenden büyük bir yıldıza kadar her şey olduğu gibidir. Neyse odur. Herhangi bir çaba mücadele ya da arzu yoktur. Bir şey olmaya çalışma yoktur. Onlar var oluşlarından kesinlikle mutludurlar. Bu yüzden herhangi bir kıstas ya da herhangi bir rekabet yoktur. Herhangi bir hiyerarşik durum söz konusu değildir.-Kim alçakmış kim yüksekmiş bunların önemi yoktur. Aslında kendinin üstün olduğunu kanıtlamaya çalışan kimse sıradandır. Her şeyi kabul eden insan neşeli olur, var oluşa şükran dolu olur, bütünlüğe şükran duyar bu kişi en üstündür.

 

 

Zen çok pragmatik ve pratiktir. O dünyadan el etek çekmeyi çok aptalca bulur. Onun yerine şöyle der ,"DÖNÜŞ NEREDE İSE ORADA OL, FAKAT YENİ BİR YOLUN İÇERİSİNDE OL HAYATIN İÇİNDE OL, HAYATTA YANLIŞ BİR ŞEY YOKTUR. EĞER BİR ŞEY YANLIŞSA O SİZİN BAKIŞ AÇINIZDAN DOLAYIDIR. GÖZLERİNİZ BULUTLU, BİLİNCİNİZ AYNASI TOZLU. ONU TEMİZLEYİN DAHA BERRAKLIK YARATIN ".

 

Zen bilincin köklü bir değişimidir. O sizi tamamen saflaştırır. O daha önce denenmemiş özel bir saflaşma yöntemidir.Tao oluşun bir diğer adıdır. Oluş nedir diye soramayız bu bir deneyimdir. Şimdi burada deneyimlenebilir.Şu andaki sessiz anı dinleyin.Bu odur fakat bu soruyu yanıtlamanın bir yolu yoktur.Tao ancak işaret edilip gösterilebilir. Bu yüzden Zen ustaları derler ki ;

Buda sadece ayı gösterdi , onun parmaklarına yapışma. Parmaklar sadece ayı işaret eder. Ayın kendisi değildir."

 

Tao sadece kelimedir, keyfi bir kelimedir. Manası hiçliktir. O varoluşun oluşunu gösteren bir parmaktır sadece kuşlar cıvıldıyor, ağaçlar sessizce duruyor ve siz kalbinizdeki muazzam sevgiyle derin bir iletişim içerisinde oturmaktasınız.Bu odur! fakat bu bir yanıt değildir. Sıradan zihin Tao'dur . Sıradan zihin ne demektir? Zihninizde hiç bir şey yoksa, hiçbir şey istemiyorsanız hiç bir arzu ,hiçbir soru,soru işareti ,merak,zihninizde heyecanlandırıcı rüyalar yoksa, hiçbir düşünce ,anı ,hayal , geçmiş gelecek yoksa ...O zaman zihin tamamen sıradandır.

Kim Tao'yu bilirse dünyadaki en zengin insandır ve tükenmez bir hazineye sahiptir.Buda bu duruma oluş dedi-tathata.Tathata tao manasına gelir.

Zen için aydınlanma basit bir nedenle aniden gerçekleşebilir. Çünkü o sizin kendi doğanızdadır. Sizi içten etkilemesine izin verdiğiniz her söylem mucize yaratabilir. Bu söylemin çok önemli olup olmaması sorunu değildir. Bazen çok önemsiz bir söylem bir tokat, bazen ustaya sorulan soruya ustanın yanıt vermeden sessiz kalması sessizlik. Özel olmaya çalışmayın. Sıradan olun ve sessizlik ve sessizlik içerisinde özel dönüşümü bekleyin.

 

 ANLAYIŞ VE YANLIŞ ANLAYIŞ, Zihin yanlış anlayış demektir..Zihin bir engeldir.Görmemize izin vermez,hissetmenize,bilmenize anlamanıza , zihin yanlış anlamalara neden olur. O tüm bozulmanın kaynağıdır . Zihni kenara koymadıkça gerçek anlayış ortaya çıkmaz. Anlayış zihnin olmadığı durumdur. Meditasyon bu durumdan ibarettir. Meditasyon zihni, bir yana koyma sanatıdır.

 

Hiç bir şeyi durduramazsınız öyleyse bir şeyden korkmanın manası nedir? Sadece anınızı yaşayın ve tadını çıkarabilecek ne var ise çıkarın. Korkularınız tam anlamıyla yaşamanıza izin vermez sizi hayatı, tutkularınızı yoğunluğuyla yaşamanıza izin vermez, sizi böler. Korkunun size faydası olmadığını görün. Endişeli durumunuza bir son verin, sakin ve rahat olun öncelikle şunu görün toplum sizi delirtti. Şimdi yapılacak şey üzerinizdeki bu doğal olmayan baskıdan kurtulmak çok zor değil. Bir yılanın eskimiş derisinden kurtulması kadar basit.

Bu dünya büyük bir tımarhanedir. Her çocuk akıllı doğar ancak uzun süre akıllı kalamaz. Diğer deliler tarafından büyütülür. Diğer  deliler tarafından koşullandırılır. Sonunda delirmek zorunda kalır. Çünkü hayatta kalmak için delirmek zorundadır. Öncellikle deliliğe yol açan mekanizmayı anlayın. Bu mekanizmada hırslar deliliğin temel sebebidir. Biri olmaya çalışmak sizi sonunda delirtir. Sadece hiç kimse olun o kadar. O zaman problem kalmaz. Hırslarınızı bırakarak yaşamaya başlayın. Hırslı insan yaşamı erteleyen insandır aslında. O gerçek yaşamın daima yarınlar üzerine kurar –asla gelmeyen bir yarın- Hırslı insan daima saldırgan ve şiddet doludur. Bunun sonucunda delirmek zorundadır. Böyle olmayan ise barış ve sevgi doludur. Hırslı insan daima acelecidir. Koşturur durur. Belirsiz sadece varmış gibi görünen bir ufkun peşinden koşar. Böyle olmayan birisi ise akılıca davranır. Ve burada, şimdide yaşar. Aklı başındalık huzurlu, uyumlu neşeli ve şükran dolu olmaktır.

 

Bir sorunla karşılaştığınızda yapacağınız en iyi şey hemen bir şey yapmamaktır. Aksi takdirde durum daha da kötüleşebilir. Sakince oturun, rahatlayın bırakın geçsin. Çare bulmaya çalışmak yerine sorunun başlangıcında kalın. Çünkü her sorun çözümü, kendi içinde barındırır. Yanıtı başka yerde aramayın. Yeterince bilinçli olursanız çözümü orada bulabileceksiniz.

Buda şöyle diyor; ”KENDİNİZİN IŞIĞI OLUN.” İçsel varlığınıza girmeniz için Zen çok iyi bir yöntemdir. O herhangi bir karakter yaratmaya inanmaz. O sadece bilince inanır. Bilincin değiştiğinde karakteriniz de zaten otomatikman değişecektir. Oysa karakterinizi değiştirmeniz bilincinizi değiştirmez. Sakin ve dingin bir biçimde derine ininin. Bu durum muhteşem bir hikâyedir

 Sıkıntı hissetmek için zekâ gerekir. Buda ve Mahavira da bunu hissetti bu bir lanet değil kutsamadır aslında, bu sıkıntıdan hayatın anlamını sorgulama ortaya çıkar.Sıkılan insanlar hayatın sıradan anlamlarının tatmin etmediği insanlardır. Doğu zihni aklı durdurur. Yüreğe doğru duyguların dünyasına doğru harekete geçer. Ve aniden büyük bir anlam yükselmeye başlar ve sıkıntı kaybolur. Fakat yüreğiniz içsel varlığınızın merkezi değildir. O sadece yarı yolda bir konaklama noktasıdır. Zihinden varlığa giderken yürek tam ortadadır. Yüreğinize ulaştığınızda daha da derinde bir şey olduğunuzu hissedersiniz.

 

Yüreğiniz hayatınızı neşeye ve heyecanla doldurur.Sıkıntıdan kurtulur daha derin bir gerçekliğin özünüzün farkına varırsınız. İçsel özünüzün sizi tamamen doldurması derin düşünme amacıdır. Kafadan yüreğe hareket edin. Yürek bir sıçrama taşı gibi kullanılmalıdır kafa size bilim yürek ise sanat verir. Fakat varlığınızın özü bu ikisinden de ötedir ve gerçek dini verir. Din mutluluktur, vecd halidir işte biz bunu arıyoruz. Sıkıntı hissi sizin içsel bir yolculuğa çıkmaya hazır olduğunuza dair işarettir.   Çıkmazsanız saplanmış hissedeceksiniz. Kafanız sizi tatmin etmeyecek yüreğiniz size yeni bir pencere açacak yeni bir görüş verecek gökyüzüne yıldızlara güneşe, rüzgâra, yağmura, çiçeklere bu pencereden bakacaksınız. Sıkıntı kutsamadır Tanrıyı arayış için bir teşviktir. Batı gelebileceği son noktaya geldi ve saplandı. Batı başarısız oldu doğu ise olmadı ve olmayacak akla karşı değiliz. Akıl size ne verebiliyorsa kullanılmalıdır. Fakat ondan veremeyeceği şeyler istemeyin o size ne verebiliyorsa kullanılmalıdır.  O size bir anlam mana değer veremez. Sıkıntıyı sonsuza atlama taşı olarak kullanın. O zaman minnettar olacaksınız. Hatta acı dolu ıstıraplı sıkıntılı anlarınız için bile minnet duyacaksınız.  Bilge insan acıyı bile mutluluğa dönüştüren insandır. Aptal kişi ise tüm mutluluk olanaklarını yok etmeye devam eder. İçinde cennet yaratabilecek enerjiden mutsuzluk yaratır. Cennet zaten orada sadece yüz seksen derece dönmeniz gerekiyor.  

   

Meditasyon aç gözlülüğünü yok eder,hırsını alır.Sana güç oyunlarının aptallığını gösterir.Aç gözlülüğün,Yani egonun kökünü kurutur.Zihin ve meditasyon aynen ışık ve karanlık gibidir. Ne zaman meditasyonun ışığı yükselirse o zaman zihnin karanlığı yok olur. Zihin meditasyonu kavrayamaz. En yetenekli zihinler için bile geçerlidir bu. Tüm zihinler bayağıdır. Gerçek zeka meditasyondan doğar, zihne bağlı değildir zihin bu bağlamda zavallıdır, aptaldır. Fakat ne yazık ki zihnin dünyasında yaşıyoruz. Zihin aptallıklar peşinde koşar. Bir aptallıktan sıkılınca şu aptallığı yap der. Zihin icatlar yapar ama zeki değildir.

 

Meditasyon ölümü aşmanın tek yoludur. Aksi takdirde insan korku, endişe ve acılarla yaşar. İnsan beden - zihin olmadığını anlamadıkça, bu ikisini de aşmadıkça korku dolu olarak kalır. Ölümle çevrelenmiş olarak kaldıkça, ölüm okyanusunda ufak bir ada olarak kaldıkça, nasıl bir hayat yaşabilirsiniz ki hayatın sonsuz olduğunu bilirseniz gerçek anlamda yaşabilirsiniz hayat sonsuzdur ve sonsuza değin varolacaktır. Siz de her zaman buradaydınız ve burada olacaksınız. Meditasyon içinizdeki Buda doğasını ortaya çıkartır.

 

Büyük İskender bile bir dilenci gibi öldü. Onu etkileyen en önemli insan Diyojen'di.Diyojen de Mahavira gibi yaşadı.Çıplak ve derin bir vecd ile. Dans ve kutlayış içerisinde.

 İskender onu görmeye gittiğinde kıskanır ve şöyle der, “Sen kıskandığım ilk insansın” Diyojen şaşırır ve şöyle der, “Bu garip çünkü ben hiçbir şeyim. Sadece bir dilenciyim. Sen ise en büyük kralsın. Neredeyse tüm dünyayı fethettin. Beni nasıl kıskanabilirsin ki?

 

-İskender “Dünyanın krallığına sahibim ancak hayatımda hiç neşe yok. Hayatım bir çöl gibi kurak ve boş. Varlığımda açmış tek bir çiçek bile yok. Fakat sende bu çiçekleri görebiliyorum. Kalbin dans ediyor ve her nefesin bir şarkı. Gelecek sefer Tanrı bana şans daha verecek olursa İskender olarak değil Diyojen olarak doğmak isterim”

-Diyojen neden gelecek seferi bekliyorsun şimdi Diyojen olabilirsin”der.

-İskender “Şu anda dünyayı fetih ediyorum önce onu bitirmeliyim”

-Diyojen “Şunu hatırla,bunu hiçbir zaman bitiremeyeceksin. Hayatta hiç kimse yapacağı işleri bitiremez. Hırslar çok fazla hayat ise çok kısadır. Arzularımız sonsuzdur. Her arzu başka arzuyu doğurur. Arzularımı bitirip Diyojen olacağım diye düşünme. Diyojen olmak sıçrayıştır”

 

İskender seferden dönerken evine bir günlük mesafede yolda ölür.Ölmeden önce hekimlere şöyle der  “Beni yirmi dört saat yaşatın,size ne isterseniz vereceğim” Hekimler “ Bu imkansız” deyince İskender “Anneme döneceğime söz verdim” der hekimler “Ölümlü insan söz vermemelidir çünkü yarın asla kesin değildir” derler. Ölmeden önce İskender’in son isteği ellerinin kefenin dışında bırakılması olur. Hekimler bunun geleneklere aykırı olduğunu

MEDİTASYON İLE BİR İSKENDER OLAMAZSINIZ, BİR BUDA OLURSUNUZ. ELLERİNİZ DOLU OLACAK. SADECE ELLERİNİZ DEĞİL GÖRÜNMEZ RUHUNUZ DA. BU BÜYÜK BİR MUTLULUK VE ŞÜKRANDIR. BU MEDİTASYONUN AMACIDIR.BU DURUM ANCAK DENEYİMLENEBİLİR.

                                           

Tasavvuf Yolu(Gönül Gözünü Açmak)

ANASAYFA
web sitelerim                                                                                                                              yukarı